Abstract
Introduction: Coronavirus disease 2019 (COVID-19) pandemic, which began in December 2019, is associated with high transmission and mortality rates. It is now known that COVID-19 increases the risk of venous thromboembolism due to microvascular inflammation. We aimed to explore the rate of pulmonary thromboembolism (PTE) in ongoing symptomatic COVID-19 patients and the association between D-dimer levels and PTE.
Materials and Methods: A total of 2020 patients were retrospectively screened. Of these, 332 eligible patients over 18 years of age with a laboratory-confirmed diagnosis of COVID-19 and who underwent pulmonary computed tomography (CT) angiography due to suspected PTE 14–90 days after COVID-19 positivity were included. Over 500 μg/L was considered abnormally high for D-dimer.
Results: The mean age was 57 years, and 55.4% (n=184) were females. Of the total patients, 58 patients had PTE. Males were found to have a significantly higher risk for PTE (M/F: 33/25). A significant relationship between advanced age and PTE risk was observed as well. PTE occurred mostly in the segmental arteries in 10.8%. The use of low-molecu-lar-weight heparin was not associated with a significant preventive effect for PTE. In a multivariate logistic regression analysis of independent variables, including age, gender, D-dimer level, and timing of pulmonary CT angiography, D-dimer level was found to have the highest predictive value for PTE. The sensitivity and negative predictive value for a cutoff of 745 μg/L were 89.7% (78.8–96.1) and 93.4% (86.7–96.9), respectively.
Discussion and Conclusion: PTE continues to pose a serious risk in these patients, and it remains unclear who was at risk for PTE.
Amaç: Aralık 2019'da başlayan COVID-19 pandemisi, yüksek bulaşma ve ölüm oranları ile ilişkilidir. Artık COVID-19'un mikrovasküler inflamasyona bağlı venöz tromboembolizm riskini arttırdığı bilinmektedir. Semptomları devam eden COVID-19 hastalarında pulmoner tromboembolizm (PTE) oranını ve D-dimer seviyeleri ile PTE arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Toplam 2020 hasta geriye dönük olarak tarandı. Laboratuvarca doğrulanmış COVID-19 tanısı olan ve COVID-19 pozitifliği 14 ila 90 gün sonra PTE şüphesiyle toraks bilgisayarlı tomografi (BT)-anjiyografi yapılan 18 yaş üstü 332 uygun hasta çalışmaya dahil edildi. D-dimer için 500 μg/L üzeri anormal derecede yüksek olarak kabul edildi.
Bulgular: Ortalama yaş 57 idi ve %55.4'ü (n=184) kadındı. Elli sekiz hastada PTE vardı. Erkeklerin PTE için anlamlı derecede daha yüksek riske sahip olduğu bulundu (E/K:33/25). İleri yaş ile PTE riski arasında da anlamlı bir ilişki gözlendi. PTE %10,8 ile en çok segmental arterlerde meydana geldi. Düşük moleküler ağırlıklı heparin kullanımı, PTE için önemli bir önleyici etki ile ilişkili değildi. Yaş, cinsiyet, D-dimer düzeyi ve pulmoner BT anjiyografinin zamanlaması gibi bağımsız değişkenlerin çok değişkenli bir lojistik regresyon analizinde, D-dimer düzeyinin PTE için en yüksek prediktif değere sahip olduğu bulundu. 745 μg/L'lik bir cut-off için duyarlılık ve negatif tahmin değeri sırasıyla %89.7 (78.8-96.1) ve %93.4 (86.7-96.9) idi.
Sonuç: PTE, bu hastalarda halen ciddi bir risk oluşturmaya devam etmektedir ve PTE için kimin risk altında olduğu henüz belirsizliğini korumaktadır.